May 10 2008

cassandra’s dream

Yazar: sacidu

woody allen tarafından yazılıp yönetilmiş acaip bir film. ian ve terry isimli iki kardeşin bir baltaya sap olma çabaları sırasında girdikleri dönüşü olmayan yolları anlatıyor. cassandra ise rüyasında balta görüp sapı nerde bunun diye ağlayarak uyanan biri fln demek isterdim ama alakası yok. filmde ne cassandra var ne de rüyası. ingilterede geçiyor ve biritiş aksanlı ingilizce konuşuyolar. bir parça takip sorunu var yani. bir suç öyküsü anlatan filmin geremediğini söylemeden geçemeyeceğim. her zamanki gibi ekşi sözlükte hastası çok görünüyor ama ben 10 üzerinden 5 puan verdim gitti. bi daha da gözüme görünmesin..

Eki 03 2007

4 film 1 konsept

Yazar: sacidu

normalde romantik olarak tanımlanabilecek filmleri pek sevmem. en azından günümüzde geçenleri. eski zamanların aşklarını anlatan filmleri ise seve seve izlerim. çünkü birçok ayrıntıyla doludurlar. rus aristokrasinin yaşam tarzı, ingiliz soylularının sıkıcılıkları fln vardır. gülerek bile izlenebilir böyle aşk filmleri. hani normalde ağlatır ya, o bakımdan.
.
darcy.jpgbahsedeceğim 4 film de aşkı konu almış ve eski zamanlarda geçiyor. bunlardan ilk izlediğim pride and prejudice oldu. yüksek bir tavsiye edilirlik puanı vardı ve ben bu puanı daha da yükselttim. yani beğendim. jane austen’in romanından uyarlanan filmde çok çocuklu sıradan bir ingiliz ailesinin kafayı bozmuş annesinin kızlarını evlendirme çabası konu ediliyordu. bu filmdeki mr.darcy karakteri kızlar arasında epey popüler sanırım. keira knightley de aynı şekilde erkekler arasında : )
.
onegin.jpgpride and prejudice’i izleyince aklıma yıllar önce trt2 de bir kısmını izlediğim onegin filmi geldi. bunu beğenen bunu da beğenirden hareket ederek indirip tekrar izledim. pride’a nazaran çok sessiz bir film onegin. puşkin’in bir şiirinden film yapılmış ve rusyada geçiyor. ancak karakterler britanya ingilizcesi konuşuyor : ) onegini boşverin de aşık olduğu kızı liv tyler oynuyor.
.
world.jpgüçüncü film lacking’in tavsiyesi üzerine the new world oldu. türkçe dublajlısını indirdiğimi geç farkettiğim için o şekilde izledim. bu dört filmin en yavaş tempolusu the new world’dü. amerikanyaya gelen ingilizlerden kara kaşlı bir delikanlının pocahontas’a olan aşkını anlatıyordu. ikilinin sahneleri esas kızın yerlice, esas oğlanın ise ingilizce dışında bir dil bilmemesi nedeniyle biraz uçuktu. bu filmde christian bale oynuyor ve takdir edilesi bir role sahip. adam gibi adam : )
.
jane.jpgson film jane austen’in pride and prejudice isimli romanını yazdığı zamanlara denk gelen aşk hikayesini anlatan becoming jane idi. hikaye gerçek midir bilmiyorum ama güzel bir filmdi. esas oğlanı the king of scotland‘dan beğendiğim james mcavoy oynuyordu. anne hattaway ise jane austen rolünde the devil wears prada‘dakinden daha güzeldi.
.
sonuç olarak bir sıralama yap derseniz, başa becoming jane‘i koyarım sanırım. sıkmayacak kadar hareketli, baş ağrıtmayacak kadar da az sesli bir film çünkü. ikinci sıraya koyduğum pride and prejudice ise oldukça gürültülü bir film. çünkü ailenin annesi tam bir manyak. nefret etmemek elde değil. baba ise aklı başında bir karakter. aynı becoming jane’de olduğu gibi. jane austen pride’ı yazarken kendi ailesinden esinlenmiş olmalı. üçüncü sırada onegin var, bence hikayesi ve oyunculukları çok güzel. tek eksiği temposunun düşük olması. the new world de güzel bir film olmasına rağmen bu dörtlü içinde son sırada. çünkü çok fazla sessiz sahne var ve esas oğlan-esas kız arasında iletişim problemi söz konusu.
.
film yorumu yazmayı unutmuşun, idare ediverin : )

May 28 2007

girl with a pearl earring

Yazar: sacidu

eski zamanların ingilteresinde (şimdi imdbden baktım da hollanda da olabilir, zaten isimlerden şüphelenmiştim) scarlett johanson‘un canlandırdığı griet isimli genç hizmetçi kız ünlü ve yetenekli bir ressam olan johannes vermeer‘in evinde işe başlar ve olaylar gelişir. kızın duru bir güzelliği vardır ve bu evin efendisinin dikkatini kısa sürede çeker. resmini çizmelidir ama nasıl olacaktır. o zamanın ingiliz (ya da hollandalı, honolululu değil) toplumu çok yobazdır. efendilerin hizmetçi kızların resimlerini çizmelerine hoş bakılmamaktadır. falan filan…

çok sıkıcı bir filmdi. bir masal düşünün yukarıda anlattığım gibi, doğru dürüst bir olay örgüsü yok. birbirini takip eden benzer günlerden bahsediyorum, çekingen hizmetçiler, kıskanç hanımlar ve sessizliği karizmatiklik sanan efendilerden. hepsinde bir şaşkınlık ifadesi. gözler bir türlü nerde duracaklarını bilemiyorlar, ağızları aa dercesine açık, ne diyecekleri konusunda da bir fikirleri yok.

çok sıkıldım demiştim dimi. ondan bu kadar eleştiriyorum zaten. biraz eğlenelim diye film izliyoruz daha da sıkılıyoruz. izlenmese de olur fimleri kategorisine yazabiliriz.