May 22 2008

Death Sentence

Yazar: ali usta

Ne kadar düzgün bir hayatın olsa da pislik eğer sana bulaşacaksa gelip bulaşıyor ve senin hayatını da mahfetmeyi başarıyor temalı, bol kanlı, ölümlü ama baştan sonra hareketli, heyecanlı bir film Death Sentence - Ölüm Emri.

Oğlunun, benzin istasyonunda sokak çetesine girmeye namzet bir zibidi tarafından öldürülmesi sonucunda, hukukun vereceği cezayı beğenmeyerek “hayır oğlumu öldüren o değildi” diyerek ifadesinden cayan ve zanlının serbest kalmasını sağlayan, akabinde de ona cezasını kendi veren bir babanın hikayesini (dramını?) anlatıyor filmimiz.

Yani bildik bir film aslında. Çok iyi ya da çok kötü gibi nitelendirmelere gelmeyecek, başka işiniz yoksa izlenebilecek bir film.

Puan vermeyeceğim : )

İyi seyirler…

Nis 13 2008

Kan Dökülecek

Yazar: ali usta

Taşı toprağı petrol amerikanyada, bundan yıllar yıllar evvel petrolün nasıl çıkarıldığının aşama aşama anlatıldığı, izledikten sonra Planview kadar olmasa da petrolcülük hakkında epey bilgi sahibi olmamızı sağlayan film, Kan Dökülecek.

Benim filmler hakkında yazdıklarım genelde müzikleri ile ilgili olur ki bunda da bu eksik olmayacak. Müzikleri güzel film ancak bu müzikler filmle güzel değil. Sacid abimin de dediği gibi eğer bir western filmi izliyorsak dinlememiz gereken kesinlikle Arvo Pärt‘ın Tabula Rasa albümünün Fratres parçası değildir. (Gerçi bu kısmı beni çok da rahatsız etti diyemeyeceğim, çünkü hiçbir zaman bu parçayı dinlemekten şikayetçi olmadım : ) Bir de lostun, bizi gerim gerim geren bir müziği var. Lost’ta bu kadar uzun halini hiç dinlememiştik, neden Lost’ta bu kadar uzun tutulmadığını da anlamış olduk bu vesileyle.

Ben filmi ilk başta beğenmedim, hatta izlerken sıkıldım bile. Ancak Sacid abim o kadar güzel yazmış ki aynı filmi mi izledik diye bile düşünmeden edemedim işin doğrusu : ) Ol sebepledir ki film hakkında konuşmaya gönüllü değilim.

Mister Planwiev’in filmdeki oyunculuğuna bir şey söylemeye gerek yok, gerçekten çok başarılı bir iş çıkartıyor. Sesinin tonundan yüzündeki her ifadeye kadar her şeyde gördüğümüz hırs, azim gerçekten inanılmaz. Planwiev’in yanında sahte peygamberliğe soyunan oyuncunun (kim olduğunu bulamadım) da başarılı olduğunu söyleyerek, ilk sonunuanlatma yazımda çuvalladığımı ve bunun da sorumlusunun, ilk yazısının finalinde topu bana atan sacid ağabeyim olduğunu belirtir, saygılar sunarım.

Şub 26 2008

Sürgün

Yazar: ali usta

Rus yönetmen Andrei Zvyagintsev’in ikinci filmi olan “Sürgün – Izgnanie” hakkında yazacağım demiştim, biraz da Sacid abimin izlemesini beklediğimden bu güne bıraktığım yazıyı yazabilirim artık : ) Filmi izlememiş olanlar ve izlemeyi düşünenler için spoiler içerebilir, o yüzden bu cümleden sonrasını okumak tamamen size kalmış bir durum, demedi demeyin.

Ne olduğunu anlamadığımız bir nedenle yaşadıkları şehirden kırsala yerleşen bir ailenin hayatını izliyoruz filmde sindire sindire. Yavaş yavaş ama doyura doyura sunulan sahneler, ne yapmaya çalıştığını filmin sonunda dahi bir türlü anlayamadığımız bir “kadın”, (filmin başındaki sahneyi göz önünde bulundurursak “karanlık işlerden gelen” arkadaşlık ilişkileri), iki tane nur topu gibi çocuk, harikulade manzaralar…

aile
Devamını okuyun »

Şub 13 2008

The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford

Yazar: ali usta

Bired Pit ne oynasa yakışıyor. Ailecek izliyoruz, beğeniyle takip ediyoruz.

assassination-of-jesse-james-by-the-coward-robert-ford-3.jpg

Siz de izleyin, izledikten sonra filmin müziklerini de dinleyin.

21assa-600.jpg

Ara 08 2007

Serpico - The Insider

Yazar: ali usta

serpicoİki Al Pacino filmi üzerine bir şeyler karalayacağım. Filmlerin ikisi de çok güzel, izlenilesi. Birincisi, 1973 yapımı Serpico. Film hakkında detaylı bilgi beyazperde’den ve IMDb’den edinilebilir. Kısaca bahsetmek gerekirse, bir polis memuru olan Frank Serpico’nun hayat hikayesi anlatılıyor ve gerçek bir hikayeye dayanıyor. Serpico’nun polisliğe başladığı andan itibaren karşılaştığı “rüşvet” gerçeği, rüşvet almamanın suratının ortasına kurşun yarası açabileceği gibi ciddi sonuçlarından bahsediyor film.

Filmde Serpico saçıyla sakalıyla, giyimiyle kuşamıyla hiç de alışık olduğumuz polis-sivil polis tiplerinden biri değil. Çok karizmatik, çok farklı. Ve dürüst.

Rüşvet almamasının, rüşvet alan diğer polislerin işlerine çomak sokma anlamına da gelmesiyle çalıştığı departmanların hiçbirinde sevilmiyor Serpico ve bir müddet sonra rüşvet gerçeğini ifşa etmenin peşine düşüyor. Ve bu uğurda çektiği sıkıntılar anlatılıyor.
Devamını okuyun »

Kas 20 2007

Yevgeni Onegin

Yazar: ali usta

Sacid ağabeyimizin şuradaki tavsiyesi üzerine temin edip izlediğim Onegin hakkında ileri geri konuşacağım :)

Evvela güzel film! İzlenilesi. Kesinlikle vakit kaybı değil! Olay Rusya’da geçiyor ve Sacid ağabeyimin de dediği gibi karakterler Britanya İngilizcesi konuşuyor. Bunlar filme ilişkin lüzumsuz teferruatlar, asıl zorum Onegin kişisi ile :)

Filmi izleyenlerden ya da hikayeyi bilenlerden yorum bekliyorum. Bu adam, Tatyana kendisine deliler gibi aşıkken onu reddeden, Tatyana’nın kardeşi Olga ile baloda dans etmesi sonrasında Olga’nın nişanlısı (ki aynı zamanda kendisinin de arkadaşı) tarafından düelloya davet edilen, düelloda adamın kafasına delik açmaktan imtina etmeyen; sonra kafayı sıyırıp Petersburg alemini terk eden ve altı yıl sonra yeniden Petersburg’a dönen; burada kuzeninin davetlisi olarak katıldığı baloda gördüğü Tatyana’yı kuzenine “kim ki bu bacı” diye hiç de tanımıyormuş gibi soran; sonra Tatyana’nın, kendisini davet ettiği kuzeni ile evlendiğini öğrenen ve nedense beyninden vurulmuşa dönüp, aslında kendisinin de Tatyana’ya deliler gibi aşık olduğunun sanan adam…

Bir türlü anlam veremedim. Yani ne oldu da Onegin, Tatyana’ya aşık olduğunu anladı (ya da sandı!). Kanaatim, Tatyana’yı kaybetmiş olmayı gururuna yediremedi. Ancak bu sonu tamamen kendi hazırlamadı mı?

Daha sonralarda da, evli olan, hem de kuzeni ile evli olan eski aşığının peşini bırakmamalar, mektup yazmalar, evine gidip, dizine kapanıp salya sümük ağlamalar filan… Hiç de Tatyana’nın ilan-ı aşk mektubu karşısında aklı başında konuşan adam davranışları değildi. Tatyana’nın “Ben başka bir adamın karısıyım. […] Ve ona sadık olacağıma yemin ettim” demesi, Onegin gibi duygularının aklını ele geçirmesine izin vermemesi, bütün bunları ağlıyor bir halde ve öncesinde Onegin’e “seni seviyorum” demiş olmasına rağmen yapıyor olması, çok çok güzel şeylerdi.

Muhakkak ki romanı okuyup öyle karar vermek daha yerinde olur ancak Onegin’in davranışlarının ahlaki olmaması bir yana, Onegin’e hak vermemizi gerektiren bir şey de yok ortada. Severiz garibanı, ezileni, haksızlığa uğrayanı ancak Onegin için bunlar geçerli değil. Burnu bir karış havada bir adam! Aşığının mektubuna “ilerde toparlarsın kendini, takma kafana” gibi alaycı ifadelerle cevap vereceksin, sonrasında da sırf gururuna dokunduğu için aslında “aşık olduğunu” iddia edeceksin.

Ben yemem arkadaş, Tatyana da (bir ara sendelediyse de) yemedi :)

Onegin’den bir Anna Karenina çıkar mıydı? Çıkardı aslında ama o zaman güzel olmazdı :)

Nis 22 2007

Beş Vakit-II

Yazar: ali usta

Filmin görüntü kalitesinden ve müziklerinin harikuladeliliğinden bahsettik ama film hakkında tek satır da olsa yazmamışız. Tamam belki alttaki yazının ilk paragrafı film hakkında yazmayışımızı makul bir nedenle izah ediyor ama yine de filmde değinmek istediğim bazı şeyler var.

Belirtmeye de gerek yok tabii ama yine de yazalım, bu satırlardan aşağısı spoyler içerebilir, ona göre :) (kesinlikle taş atmıyorum :p)
Devamını okuyun »

Nis 21 2007

Beş Vakit

Yazar: ali usta

Ben filmler hakkında yazmam genelde. Anlamam çünkü. Bir filmi sadece izlerim, ötesine geçemem. Yönetenin, senaristin vermek istediğini de anlamam çoğu zaman. Bundandır yazamayışım da. Bir film hakkında yazıyorsam da muhtemelen filmin güzelliğinden başka bir şeyden etkilendiğimden yazarım. Konuyu uzatmayıp sadede gelirsem, bahsedeceğim filmden de bahsediş sebebim, yine bu sebeplerden olacak.

Beş Vakit, Reha Erdem’in yazıp yönettiği bir film. Harikulade müzikleri var. Sırf müzikleri için bile filmi tekrar izleyebilirim diyebilirdim. Taa ki film müziklenin bende neredeyse bir yıla yakın zamandır olan bir albümde olduğunu, filmin sonunda öğrenene kadar: Arvo Pärt, Te Deum!

Bu kadar olur, dedim, bu kadar! Gerçi ben, durum böyle olunca, yani film için özel olarak müzik yapılayıp da hazırda olan bir müzik kullanılınca “müziğe film yapılmış” gibi düşünsem de, ne önemi var bunun değil mi? Ne demiştik, film hakkında yazıyorsak başka sebepleri vardır, evet. İlki müzikleriydi, ikincisi görüntüleri!

Filmin görüntü yönetmeni Florent Herry. Kimdir nedir bilmem ama bu işi çok iyi yaptığı ortada. Duble harikulade. Geniş açının ötesine geçmiş kendisi. Filmi izlerken kendimden geçtim. Bu kadar mı güzellik olur, bu kadar mı olur diye.

Filmin bende bıraktığı etki: En kısa zamanda bir slr fotoğraf makinesi ile geniş açı lens (sigma 10-20 f/4-5,6 ex dc hsm neden olmasın :p) edinilip filmin çekildiği yere gitmek ve çekilmedik bir kare bırakmadan geri gelmemek…

Film hakkında detaylı bilgi filmin kendi sitesinden edinilebilir. Filmin dvdsi mevcut. İzlemek kesinlikle zaman kaybı olmaz. İyi seyirler, izlerseniz…

Filmden bazı sahneler:

Mar 23 2007

Grbavica

Yazar: ali usta

Film eleştirisi yazmak benim işim değil. O işlere Sacid ağabeyimiz bakıyor. Güzel de yapıyor. Ben sadece izleyecek daha iyi bir filminiz yoksa izleyin diyebilirim. Çok güzel bir film değil belki, yani daha güzel olabilirdi, sonra filmin sonuna doğru duyacağımız heyecanı daha fazla hissettirebilirdi, hissetirmeliydi hatta ama yine de izlenilebilir, izlenilmeli bir film.

Sacid abim izlesin, bilgi versin bize :)

vikipedi’nin ingilizcesinde şöyle bir şey var, çok merak edenler oradan bakabilir. Şimdi baktım, Türkiye’deki adı “Esma’nın Sırrı” imiş…

Dip: Vizyona gireli bir aydan daha uzun zaman olmasına rağmen halen Polis Filmini Rize’nin beyaz perdelerinde göremediğimiz için çok sinirliyim. Pazar‘daki sinemada bile var, yuh olsun Rize sinemalarına! *, **

Oca 14 2006

Yazı Tura

Yazar: ali usta

Uğur Yücel, seni ayakta alkışlamak istiyorum. Şayet bahsedebileceğimz bir Türk Sineması varsa o da sensin be abi, helâl olsun, diyecek söz bulamıyorum.

Film çekiyoruz diyen yönetmen bozuntularına, oyuncu kılıklı şaklabanlara, salak senaristlere inat, sen “Her şeye rağmen kaliteli film olur” diyorsun ve kaliteli film yapıyorsun.
Heâl olsun…

(İmkânınız varsa dvd’den izleyin, kamera arkası da kaçmaz!)

Düzenleme: Filmin bir de web sitesi varmış! http://www.yaziturafilm.com/