Tem 29 2008

down in the valley

Yazar: sacidu

edward norton‘dan, kızın mı var derdin var, kızını dövmeyen dizini döver, kızı serbest bırakırsan ya davulcuya kaçar ya zurnacıya, bu eleman hiç tekin görünmüyo sevmedim gibi temalara sahip bir film. çok fazla western izlemekten kaynaklı kendini kovboy sanma sendromundan muzdarip olan harlan a.k.a edward ile hayatın anlamını çözdüm her bişeyi yaparım kimse bana karışamaz tobe‘un aşklarını izliyor, harlan’ın nasıl bir adam olduğunu anlamaya çalışıyoruz. filmin sonuna doğru kendimizi tutamayıp herkese kızıyor, babanne tadında film izliyoruz.



edward her zaman ki gibi güzel. bence hikaye de güzel. izlerken trevanian‘ın yirminci mil isimli kitabını hatırladım sık sık. orda da aynı sendromdan muzdarip bir arkadaşımız vardı. 6,8 puan olsun hadi..

 

Tem 28 2008

bella

Yazar: sacidu

sıcak kanlı bir mexican filmi. bakmayın newyorkta geçtiğine, baş karakterlerin aralarında ingilizce konuştuğuna. meksika kültürünü yemeğiyle, müziğiyle, neşeli insanlarıyla gayet güzel anlatıyor. 2006 yılından bir film bella. abisinin restoranında şef aşçılık yapan bol sakallı karizmatik jose ve aynı restoranda çalışan güzel nina‘nın arkadaşlıklarını, bir günlerini seyrediyoruz. günü birlikte geçirirken birbirlerini tanıyorlar, geçmişlerini öğreniyorlar ve yakınlaşıyorlar. güzel bir romantik drama, izleyin izletin..

(film hakkında ekşi sözlükte hiçbişey yazılmadığı gibi beyazperde’de de kaydı yok)

Tem 24 2008

the man from earth

Yazar: sacidu

türkçesiyle dünyalı sabit bir ortamda sırf konuşma ile geçen aksiyonsuz bir film. 12 angry men isimli filmi izleyenler neden bahsettiğimi anlamışlardır. izlememiş olanlar için spoiler vermeden filmin neye benzediğini anlatmaya çalışayım..

john oldman, görevinden istifa etmiş ve taşınmak üzere olan bir profesördür ve eşyalarını arabasına yüklerken üniversiteden arkadaşları veda etmeye gelirler. adamımız john oldukça sessizdir, sanki bir derdi var gibi görünmektedir, şefkat bekler gibidir. arkadaşları sorarlar, neler oluyor, neden gidiyorsun diye. başta söylemek istemese de içinde tutamamaktadır ve der ki “14000 yıldır yaşayan bir insan olsaydı neye benzerdi?”.

bu soruyla başlayan tartışma filmi tamamı kendi alanlarında uzman diğer profesörlerin (arkeolog, biyolog, psikolog gibi) soruları ve yorumlarıyla 1 saatlik bir tarih dersine dönüştürmüş. ben tarih dinlemekten hoşlanan biri olarak sıkılmadan dinledim ama kuzenim dayanamadı ve “ne saçma filmler izletiyosun” gibi bir tepki verdi. eminim sonuna kadar izleseydi daha çok kızacaktı çünkü semavi dinler hakkındaki görüşler gerçekten saçmaydı. ama neticede ilginç orjinal bir filmdi ve ayırdığım zamana değdi. daha uzununu (belki birden fazla bölüme ayrılmış olabilir, belki dizi halinde), daha mantıklısını (özellikle dinlerle ilgili olan kısımları) ve daha iyi oyunculuklusunu izlemek isterim.

 

Tem 21 2008

wicker park

Yazar: sacidu

wicker park kurgu konusunda polisiye filmleri aratmayan bir aşk hikayesi. birbirine girmiş ve yeri geldikçe ekrana gelen şimdiki zamana ve geçmişe ait görüntülerden oluşan bir anlatımı var. esas oğlan ağlak suratlı matthew müstakbel eşinin abisinin firmasında fotoğrafçı olarak çalışmakta ve çin gezisine çıkmak üzeredir. bu konuda bir restoranda toplantı sırasındayken telefon edesi gelir ve bu sırada bir telefon konuşmasına kulak misafiri olur. ses tanıdıktır. gerisini anlatmayım izlerken şaşırın. ben sık sık “vay be”, “yok artık” gibi ünlemler kullandım, sıkılmaya fırsat bulamadım. geçmiş zaman ve şimdi geçişlerini pek beğenmesem de tadı damağımda kaldı, kendimi gördüğüme tavsiye etmekten alamıyorum. size de ederim..