yumurta bir üçlemenin son filmi ama ilk çekilmiş. tümden gelim oynuyoruz. ilk iki film bal ve sütmüş ve süt şu an çekiliyormuş. başrolde nejat işler var, yusuf köksal isimli bir şairi oynuyor. memleketi izmir tire’den ayrılıp istanbul’a gitmiş. bir gece tükkanında yatmaya hazırlanırken telaşlı bir telefon alıyor. yusuf abi diyor kızın biri, bizi ara ve olaylar gelişiyor.
yönetmen semih kaplanoğlu nuri bilge ceylan‘ın durağan filmlerle habira cannes’da ödül kazanmış olmasından etkilenmiş olmalı ki dupdurağan bir film yapmış. konuşmayan, odunumsu insanları izliyoruz. bişeyler oluyor anlam çıkartmaya çalışıyoruz ama boşta kalıyor. günler geçiyor, bir anadolu kasabasının günlük hayatından kesitler görüyoruz ve bekliyoruz bişeyler olacak diye. olmuyor.

yumurta’yı izlerken nuri bilge ceylan ve andrei zvyagintsev‘in filmlerini düşündüm. andrei’nin filmlerini yanına yaklaşamaz bile ama nuri bilge’ye de ulaşamamış. filmin hemen hemen tamamı tire’de ve ev içinde fln geçtiği için pek enteresan çekimler yapamamış. sen uzağa git ben nejata netleyim gibi hareketler yapmış o kadar. andrei izleyin o sırada ekmek yiyin derim ben bu ikisine. 40 fırın hesabı..
bu arada, sözlüğe baktım yazımı yazmadan, genel görüş ne yönde diye. biri demişki, “yaşam ve ölümü anlatıyor”. hadi ordan dedim. bi başkası “bir türlü sadede gelemeyen, mütemadiyen çabalayan film” demiş. bastım şukelayı.. bu kadar iyi özetlenemezdi bi film.






06 Haziran 2008, 15:35
filmdeki dişe dokunur tek olay, yusuf’un ankara hakkındaki tespiti idi bence.
06 Haziran 2008, 15:37
yusuftan böyle adam akıllı bi tespit beklemiyodun tabi :p
izlemeyenler içn söyleyelim bence..
“insan ankaradayken her yeri özler”
18 Ağustos 2008, 20:12
ben 2kere izledim 2.de daha anlasılır gerci pek anlaşılcak bi yanı yok ama boş vakti olanlar için zamam öldürtütebilir:D