the notebook

ben film izlerken pek ağlamam. hatta hiç ağlamadım. bir dönem metrekareye düşen gözyaşı oranını epey yükselten babam ve oğlum‘u izlerken de hiç ağlamadığım için taş kalpli olmakla itham edildim. the notebook‘u lacking‘e sormuştum daha önce. güzel ama kotanı harcamana değecek kadar değil gibi birşey demişti. kotalı internet kullanıyordum o zamanlar, zor günlerdi. şimdiyse aklıma eseni ve esmeyeni indirebiliyorum ve sis*im bu filmi iki kez izlediğini, ikisinde de çok ağladığını söyledi. ben de izleyim bakalım eksik kalmasın dedim..
öncelikle şunu söyleyim: ağlamadım :) bundan daha acıklı aşk hikayelerini izledim, duydum. o yüzden çok da etkilenmedim. misal esas oğlan ve esas kızın gülücükler içinde birbirlerine kavuştukları an beni gülümsetmedi. normalde gülümsemem gerekirdi. sanki kendimmişim gibi o aşkın kahramanı. bu filmin neyi eksik diye düşündüm sonuna kadar. ryan gosling‘in oyunculuğunun kötü olduğuna karar verdim. zihnimde sakalını biraz daha uzattım ve çeçen mücahitlerinki gibi oldu yüzü. bu adam dedim bu hikayeyi oynayacak bir yüze ve mimiklere sahip değil. hiç sevmem ama leonardo di caprio oynardı mesela..
nuse**.. belki biraz spoiler olacak ama; filmin kurgusunu (1940larda geçen, aşk hikayesinin yaşandığı zamanı) atonement‘a benzettim. orda da benzer bir aşk vardı, hemen hemen aynı aşamalardan geçiyordu. yaşlı allie‘nin bataryası çıkarıldığında saati sıfırlanan bir cep telefonu gibi her sabaha sıfır bir hafızayla başlamasını da 50 first dates‘e benzettim. atonement’ı izlerken müthiş sıkılmıştım ama 50 first dates kesinlikle çok daha güzel bir aşk hikayesini konu ediyordu. 10 üzerinden 6,5 puan verip noktalıyorum. bu yarım puan senin hatırına sis :)
* sister manasında..
** neyse manasında..







01 Mayıs 2008, 18:52
merhaba,
notebook’u ben de gecen sene izlemistim. ryan gosling’i de rachel mcadams’i da seven biri olarak, malesef filmin uzerine uyarlandiigi kitabin yazarina olan gicikligim dolayisiyla cok zevk almadim. guzel bir film ama konu cok su goturmuyor. en guzel ask hikayesi degil. bence bu tarz romantik filmlerin en guzelleri titanic, before sunset, before sunrise serisi..
atonement bence cok buyutulmus bir film…keira knigthley i nasil iyi bir oyuncu diye geciriyorlar anlamis degilim… 50 first dates mesela guzeldi, en azindan eglenceli…..
muhabbetle
01 Mayıs 2008, 18:55
before sunset kesinlikle muhteşemdi. kurgu fln yoktu filmde ve sırf konuşmayla anlatıyorlardı büyük bir aşkı
teşekkürler