Nis 27 2008

önümüzdeki maçlar, pardon filmler

Yazar: sacidu

son zamanlarda izleyecek film bulamama sorunu yaşıyorum, yaşıyoruz. holivutun elindeki kaliteli projeler tükenince, bağımsız sinema diye tabir edilen yerlerden de iyi bir film çıkmayınca ne kadar çok korku/gerilim filmi üretildiğini farkettim. nereye baksam korkunç yüzler var film afişlerinde. bu tür benim hiç hazzetmediğim bir tür olduğu için ben de ayemdibi’ye girip sevdiğim ve takip etmeye çalıştığım birkaç ismin (oyuncu, yönetmen) gelecek projelerini not ettim. sizinle de paylaşayım ve hatta varsa bildiğiniz müstakbel yapımlar siz de onları yazın ki sinerji fln olsun.

vicky christina barcelona: bu filme woody allen üzerinden ulaştım. oyuncu kadrosunda scarlett johanson, penelope cruz, javier bardem gibi isimler var. yönetmen de woody allen olunca türü romantik komedi olarak görünen bu filmden çok ümitliyim. bu arada yine woody’nin cassandra’s dream isimli filmini önümüzdeki günlerde izleyip yazmayı düşünüyorum.

pride and glory: bir edward norton filmi. colin farrell ise bonusu. amerikan futbolu merkezinde bir suç filmi bekliyorum. nypd fln yazıyor. her ne kadar basit görünse de edward filmidir diyip not alıyorum.

the curious case of benjamin button: the assasination of jesse james gibi bu da brad pitt‘in filmi. ona cate blanchett eşlik ediyor ki babel filminde de öyle olmuştu. her ikisini de çok severim. isimleri benziyor ve benjamin button eski bir isim gibi duruyor ama ayemdibi de yazanlara göre film fantastik romantik dramatik birşey. merakla bekliyoruz..

burn after reading: bir coen kardeşler filmi. türü komedi drama olan filmin oyuncu kadrosuna bakın siz. george connely, brad pitt, john malkovich, tilda swinton. big lebowski ve fargo gibi çok kaliteli komedi filmlerini yapmış adamlar bunu da kesin süper yapıyordur.

crossing over: sean penn üzerinden ulaştığım bir film. ayrıyetten harrison ford ve ashley judd da oynuyor ama benim asıl ilgimi çeken sean penn. güzel bir drama bekliyorum. gerçi sean peen filmi diye izleyip hayal kırıklığına uğradığım ya da beklediğimi bulamadığım iki film hatırlıyorum ama (mystic river ve interpreter).

rudo y cursi: gael garcia bernal başrolünde bir komedi drama filmi. seviyorum bu adamı..

dead like me: desmond brada yani henry ian cusick için not ettiğim bir fim. ben bu yazıyı yazdığım sırada henüz 6 oy almış ve ortalaması 9.7 (vuuuu). ismini verdiim filmler içinde 5 oy alıp imdb puanına sahip olan tek film de bu yanlış hatırlamıyorsam. bakalım internete ne zaman düşecek..

Nis 23 2008

23 Nisan’da çocuğunuzla film keyfi

Yazar: sabahnur

Etiketler:

Böyle güzel ve özel bir günü çocuğunuzla evde geçirecekseniz eğer, severek izlediğim ve arşiv yaptığım bir kaç film ve animasyonu önermek istiyorum..

Narnia Günlüğü - Aslan Cadı ve Dolap :  C.S. Lewis‘in fantastik kitap serisinin yayınlanan ilk kitabından uyarlanmış bir film.  4 kardeşin fantastik maceralarını izlerken çokça eğlenecek, yedikleri lokumları görünce ağzınız sulanacaksınız..

Sihirli Dadı : 7 yaramaz, uslanmaz, iflah olmaz kardeşin disipline çekilmesi için gerekli olan tek şey Sihirli Dadı McPhee’dir. İşte size, oldukça eğlenceli bir film alternatifi daha..

Talihsiz Serüvenler Dizisi : Bu sefer 3 yetim kardeşin serüvenleriyle karşı karşıyayız. Çocukların maceralarının en büyük ortağı harika oyunculuğuyla Jim Carrey.. Eğlence garantidir!

Kayıp Balık Nemo, Sevimli Canavarlar, Şaşkın İmparator, İnanilmaz Aile ve tabii ki Shrek.. Ayrıca sitemizde daha once yayınlanmış diğer animasyonlara da bir göz atın derim..

Nis 21 2008

ratatouille

Yazar: sacidu

animasyon izlemeyi severim. ratatuy gibi olanına ise bayılırım. şimdiye kadar animasyonlarda genelde hayvanların dünyasını izledik. şarkı söyleyip dans ediyorlardı (happy feet), aşık oluyor ve sevginin gücünü kanıtlıyorlardı (shrek) ya da insanlarla birlik olup hayvan haklarını koruyolardı (bee movie).

ratatouille

ratatuyda ise tat ve koku duyusu aşırı gelişmiş bir fare olan remy‘nin aşçılık serüvenini izliyoruz. herkes yemek yapabilir isimli kitabıyla remy’ye ilham veren şef gusteau‘nun restoranında çalışan karikatür tipli aşçılar, fransızca aksanlı ingilizce, baş fare karakterler remy ve emile‘in yüz ifadeleri bu serüveni çok izlenesi yapıyor. tüm animasyon severler ratatuy‘u izlemeli. orjinal dublajlı tavsiye ederim.

Nis 15 2008

interview

Yazar: sacidu

interview

türkiyede sanırım “görüşme” ismiyle vizyona girmiş ama interview‘ü karşıladığını sanmıyorum. röportaj daha uygun olur diye düşünüyorum çünkü film sadece bir röportaj. ne bir konu var ne bir kurgu. sanırım 50 li yaşlarına gelmiş normal şartlarda politik haberlerle meşgul olan pierre’in her nasılsa (biliyorum ama söyleyemem, bilmiyomuş ayağı yapıyım) genç ve güzel oyuncu katya ile yaptığı ya da yapmaya çalıştığı röportajı izliyoruz. steve buscemi‘nin canlandırdığı pierre röportaj yapacağı sienna miller‘ın canlandırdığı katya hakkında hiç bir şey bilmediği, bir filmini dahi izlemediği için sohbet bir türlü yürümüyor ama her nasılsa (valla söylemem) 1 saat kadar sürüyor. taraflar rol kesme ve kekleme sanatının inceliklerini kullanıp şok bir final yapıyorlar.

biraz tiyatromsu ve oldukça orjinal. ben severek izledim ama tavsiye edilebilir mi bilmiyorum. ya sevilecek ya nefret edilecek filmlerden gibi duruyor.

Nis 13 2008

and the oscar goes to sonunuanlatma.com

Yazar: hepatitze

hanımlar beyler

biz gençler çok film izleyen, sonra da sağda solda gördüğünün kafasını “abi bi film izledim şöle şöle” diye ütüleyen insanlarız. içimizden hızını alamayan sacid, blog yapalım diyince, parayı nereye harcayacağını şaşıran ali sarı, domain ve host satın aldı. adını ne koyalım, ezanı kulağına kim okur diye düşünürlerken köşede karşılaştık. beni bulaştırmayın dediysem de yakayı kurtaramadım ve sonunuanlatma.com dedim.

kısaca geçmiş olsun, bundan böyle burada film eleştirilemizi okuyacaksınız. ben ve ekip arkadaşlarım filmlerin sonunu anlatmayacağımıza ve ben de varım diyenlere karşı sevgili, saygılı, şefkatli olacağımıza niye söz verelim ki.

Nis 13 2008

Kan Dökülecek

Yazar: ali usta

Taşı toprağı petrol amerikanyada, bundan yıllar yıllar evvel petrolün nasıl çıkarıldığının aşama aşama anlatıldığı, izledikten sonra Planview kadar olmasa da petrolcülük hakkında epey bilgi sahibi olmamızı sağlayan film, Kan Dökülecek.

Benim filmler hakkında yazdıklarım genelde müzikleri ile ilgili olur ki bunda da bu eksik olmayacak. Müzikleri güzel film ancak bu müzikler filmle güzel değil. Sacid abimin de dediği gibi eğer bir western filmi izliyorsak dinlememiz gereken kesinlikle Arvo Pärt‘ın Tabula Rasa albümünün Fratres parçası değildir. (Gerçi bu kısmı beni çok da rahatsız etti diyemeyeceğim, çünkü hiçbir zaman bu parçayı dinlemekten şikayetçi olmadım : ) Bir de lostun, bizi gerim gerim geren bir müziği var. Lost’ta bu kadar uzun halini hiç dinlememiştik, neden Lost’ta bu kadar uzun tutulmadığını da anlamış olduk bu vesileyle.

Ben filmi ilk başta beğenmedim, hatta izlerken sıkıldım bile. Ancak Sacid abim o kadar güzel yazmış ki aynı filmi mi izledik diye bile düşünmeden edemedim işin doğrusu : ) Ol sebepledir ki film hakkında konuşmaya gönüllü değilim.

Mister Planwiev’in filmdeki oyunculuğuna bir şey söylemeye gerek yok, gerçekten çok başarılı bir iş çıkartıyor. Sesinin tonundan yüzündeki her ifadeye kadar her şeyde gördüğümüz hırs, azim gerçekten inanılmaz. Planwiev’in yanında sahte peygamberliğe soyunan oyuncunun (kim olduğunu bulamadım) da başarılı olduğunu söyleyerek, ilk sonunuanlatma yazımda çuvalladığımı ve bunun da sorumlusunun, ilk yazısının finalinde topu bana atan sacid ağabeyim olduğunu belirtir, saygılar sunarım.

Nis 13 2008

there will be blood

Yazar: sacidu

bu rolüyle en iyi aktör oscarını kazanan daniel day lewis‘in canlandırdığı daniel planview 1900 amerikasında petrol çıkararak zengin olan amerikalalardan biri. işe başlarken çok alın teri döktüğü için bay emek ve giriştiği tüm işlerde başarılı olduğu için de bay başarı. hayatı bir yarışma olarak görüyor ve insanlardan nefret ediyor. güven duyma ve sevme yetisini kaybetmiş. hemen hemen tüm insan ilişkilerini iş ilişkisi biçiminde kurduğu için gerektiğinde nazik olsa da fırsatını bulduğunda kabalığın alasını yapıyor. aynı sebepten gücünün esiri olmuş, yani bay güç. istediğini yapabileceği kadar parası da var azmi de. herkesi emri altına altına almak gibi bir amacı var. saygı duyulmak, aşağılayabilmek gibi istekleri.. oğlu var daniel planview’ün, ki filmin film olarak hikayesinin büyük kısmını oluşturuyor. diğer kalanı belgeselimsi olduğu için öyle diyorum. bir de eli var, 1900 amerikasında bir sahte peygamber.

there will be blood bundan bir asır önce petrol çıkarmanın ne kadar pis bir iş olduğunu belgeselimsi bir şekilde anlatırken araya bir de “güç mücadelesi” hikayesi sıkıştırmış. belgesel ve film yanını beğenmekle birlikte müziklerinden tiksindim. filmin müziklerinin harika bulunduğuna dair yorumlar okudum. müzik olarak güzel olabilir ama filme hiç uymadığına düşünüyorum. western tarzı bir film izliyorsam oyuncuların toprak zemin üzerinde yürürkenki ayak sesini duymak isterim kıyır kıyır. keman ya da ona benzer bir enstruman değil. 10 üzerinden 7,5 puan verip sözü ali ustaya bırakıyorum..