Kas 20 2007

Yevgeni Onegin

Yazar: ali usta

Sacid ağabeyimizin şuradaki tavsiyesi üzerine temin edip izlediğim Onegin hakkında ileri geri konuşacağım :)

Evvela güzel film! İzlenilesi. Kesinlikle vakit kaybı değil! Olay Rusya’da geçiyor ve Sacid ağabeyimin de dediği gibi karakterler Britanya İngilizcesi konuşuyor. Bunlar filme ilişkin lüzumsuz teferruatlar, asıl zorum Onegin kişisi ile :)

Filmi izleyenlerden ya da hikayeyi bilenlerden yorum bekliyorum. Bu adam, Tatyana kendisine deliler gibi aşıkken onu reddeden, Tatyana’nın kardeşi Olga ile baloda dans etmesi sonrasında Olga’nın nişanlısı (ki aynı zamanda kendisinin de arkadaşı) tarafından düelloya davet edilen, düelloda adamın kafasına delik açmaktan imtina etmeyen; sonra kafayı sıyırıp Petersburg alemini terk eden ve altı yıl sonra yeniden Petersburg’a dönen; burada kuzeninin davetlisi olarak katıldığı baloda gördüğü Tatyana’yı kuzenine “kim ki bu bacı” diye hiç de tanımıyormuş gibi soran; sonra Tatyana’nın, kendisini davet ettiği kuzeni ile evlendiğini öğrenen ve nedense beyninden vurulmuşa dönüp, aslında kendisinin de Tatyana’ya deliler gibi aşık olduğunun sanan adam…

Bir türlü anlam veremedim. Yani ne oldu da Onegin, Tatyana’ya aşık olduğunu anladı (ya da sandı!). Kanaatim, Tatyana’yı kaybetmiş olmayı gururuna yediremedi. Ancak bu sonu tamamen kendi hazırlamadı mı?

Daha sonralarda da, evli olan, hem de kuzeni ile evli olan eski aşığının peşini bırakmamalar, mektup yazmalar, evine gidip, dizine kapanıp salya sümük ağlamalar filan… Hiç de Tatyana’nın ilan-ı aşk mektubu karşısında aklı başında konuşan adam davranışları değildi. Tatyana’nın “Ben başka bir adamın karısıyım. […] Ve ona sadık olacağıma yemin ettim” demesi, Onegin gibi duygularının aklını ele geçirmesine izin vermemesi, bütün bunları ağlıyor bir halde ve öncesinde Onegin’e “seni seviyorum” demiş olmasına rağmen yapıyor olması, çok çok güzel şeylerdi.

Muhakkak ki romanı okuyup öyle karar vermek daha yerinde olur ancak Onegin’in davranışlarının ahlaki olmaması bir yana, Onegin’e hak vermemizi gerektiren bir şey de yok ortada. Severiz garibanı, ezileni, haksızlığa uğrayanı ancak Onegin için bunlar geçerli değil. Burnu bir karış havada bir adam! Aşığının mektubuna “ilerde toparlarsın kendini, takma kafana” gibi alaycı ifadelerle cevap vereceksin, sonrasında da sırf gururuna dokunduğu için aslında “aşık olduğunu” iddia edeceksin.

Ben yemem arkadaş, Tatyana da (bir ara sendelediyse de) yemedi :)

Onegin’den bir Anna Karenina çıkar mıydı? Çıkardı aslında ama o zaman güzel olmazdı :)

Kas 19 2007

iklimler bir kader iki

Yazar: sacidu

bu gidişle bi daha türk filmi izlemem ben. iklimlerin çekimlerine hayran olmuş ama konusundan nefret etmiştim. uzak gibi fln bi film değil daha gıcık. duygusal film diyolarmış. alakası yok. duygusal film görmedik sanki. kaderi de vurucu diye tanıttılar bana. requiem for a dream dediler, şu dediler bu dediler. yau bırakın kardeşim ya diyorum hepsine burdan. yanından geçemez.
.
“bağımlılık yaptı bırakamıyorum” temalı bişeyler izlemek istiyosanız requiem for a dream,
“aşk uğruna ölünürse aşktır” temalı bişeyler istiyosanız amores perros izleyin derim.

Kas 19 2007

shi gan

Yazar: sacidu

bir diğer kim ki duk filmi. konu itibariyle akla eternal sunshine and the spotless mind’ı getirse de onun kalitesinden çok uzak olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım. yüksek sesle konuşulan korecenin ruhumda açtığı onulmaz yaralar ne kadar sıkıldığımı düşünmeme engel oluyor. acı acıyı bastırır durumu.
.
şimdiye kadar izlediğim birkaç kore filmi sonucunda dillerinin romantik filmler için uygun olmadığına kanaat getirdim. ya sussunlar ya da dövüşsünler diyorum. en iyi koreli susan korelidir diye daha önce bir yazımda söylemiş olmam lazım.
.
bir buçuk saatlik gürültülü ve sıkıcı shi gan serüvenim sonunda genç korelilerin rahatsız olduğunu da anlamış bulundum. erkek olanlarından bahsediyorum. içince sapıtıyolar. ayrıcana çok ilginç arkadaş bulma yöntemleri mevcut. zaten tüm hayatları da bunun üzerine kurulu gibime geldi. facebook yaşamlarına heyecan katmış olmalı. kim ki duk’tan facebookta ilkokul arkadaşlarını bulup 07 uç isteyen genç korelileri konu edinen bir film bekliyorum. aslansın sen, yaparsın.
.
son bir şey.. koreliler birbirlerine çok benziyorlar. bu yüzden insanları karıştırmak çok kolay. arkadaşım diye başka biriyle konuşmak fln. işten değil.
.
baarma beeeee
uf çok sıkıldım..

Kas 15 2007

12:08 east of bucharest & the band’s visit

Yazar: sacidu

uzun zamandır film yorumu yazmıyordum. sıkıldım sanırım. hem, zaten herkesçe bilinen filmler hakkında birşeyler söylemek çok anlamlı olmuyordu. orjinal birşeyler izlemiş olmalıydım ki tavsiye edebileyim.
.
son iki gün içinde iki festival filmi izledim. ikisi de birer yıl arayla filmekimi‘nde yayınlanmış fimleri ingilizce altyazıyla izlemek zorunda kalmama rağmen oldukça beğendim. yer yer konuşmaları takip etmekte zorlandım ama yine de konuyu, espriyi, mesajı anlayabildim.
.
ilk film bir romanya yapımı olan 12:08 east of bucharest. çavuşesku’nun devrilmesinin yıldönümünde o günü konuşmak üzere yapılan bir programı öncesi ve sonrasıyla konu ediniyor. programın yapıldığı televizyon kanalı sanki ulusal ama müthiş amatör. arada romanya sokaklarını da görüyor nası bi yer burası yaaa diyosunuz. güzel müzikleri var. çekimleri orjinal. misal başı ve sonu.
.

1208-east-of-bucharest_0.jpg

.
içinde espri barındırmayan komedi filmlerini seviyorum. kara mizah tarzı filmler mesela ki türkçesi polis filmidir. ya da karakterlerin espri yaparak değil oldukları gibi oldukları için güldürdükleri filmler diyebilirim. komik adamlar yani. kemal sunal’ı görünce insanın gülesi gelesi gibi bir durum. işte east of bucharest’de böyle bir film. karakterlerin yaşamları, davranışları ve sözleri güldürmeye yetiyor. bulabilirseniz izleyin derim. türkçe altyazısını edinebilir ya da ingilizce altyazısını çevirirseniz bana da gönderin :)
.
arton1184.jpg

.
ikinci film bir israil yapımı. orjinal ismi bikur ha-tizmoret ve filmekimi’nde bando ismiyle gösterilmiş. mısırdan gelen bir bando ekibinin israildeki bir gününü yaklaşık olarak 1 saat içinde sessiz ve sakin bir şekilde anlatıyor. konuşma az, hareket de az. bekleyen mısırlıların boş yüzleri, tevfik‘in ismet özel‘e çok benzemesi, papi ve üzgün kız arkadaşının donuk bakışları gibi detaylar aklımda kalmış. çekimleri ve müziği de oldukça güzel. izlenmesi gereken alternatif bir yapım olarak the band’s visit de arşivimizde kendine kalıcı bir yer bulmuş durumda. bu arada bu filminde türkçe altyazısı yok ama east of bucharest kadar çok konuşma içermediği ve hem mısırlılar hem de israillilerin ingilizcesi çat pat olduğu için sorun olmuyor. izleyin derim.

Kas 07 2007

Ask ve Gurur/Pride & Prejudice

Yazar: sabahnur

Tek kelime; harika!