Ekim, 2007 tarihine ait arşiv
Kraliçe/ The Queen
Sırf en iyi kadın oyuncu oscari var diye alıp izledim..
İlgilenmemem de haklıymısım. Filmdeki en heyecan veren karakter, geyikti de sonu iyi olmadı garibin..
Çok guzel bir animasyon oldugunu soyleyemem, fena da değil . Annesini görmeye calısan cok zeki bir veledin basına gelen gelecek ve gecmiş zaman olayları..
Duvak /The Painted Veil
foto:sinefolioEdward Norton kişisi yine super bir oyunculuk sergilemiş durumda.. Sacları ilgincti biraz:) Naomi nin mavi gözleir ve burun yapısı bana meg ryani animsatti biraz..
Bir de filmin sonunu kestirmek de kolay oldu..
4 film 1 konsept
normalde romantik olarak tanımlanabilecek filmleri pek sevmem. en azından günümüzde geçenleri. eski zamanların aşklarını anlatan filmleri ise seve seve izlerim. çünkü birçok ayrıntıyla doludurlar. rus aristokrasinin yaşam tarzı, ingiliz soylularının sıkıcılıkları fln vardır. gülerek bile izlenebilir böyle aşk filmleri. hani normalde ağlatır ya, o bakımdan.
.
bahsedeceğim 4 film de aşkı konu almış ve eski zamanlarda geçiyor. bunlardan ilk izlediğim pride and prejudice oldu. yüksek bir tavsiye edilirlik puanı vardı ve ben bu puanı daha da yükselttim. yani beğendim. jane austen’in romanından uyarlanan filmde çok çocuklu sıradan bir ingiliz ailesinin kafayı bozmuş annesinin kızlarını evlendirme çabası konu ediliyordu. bu filmdeki mr.darcy karakteri kızlar arasında epey popüler sanırım. keira knightley de aynı şekilde erkekler arasında : )
.
pride and prejudice’i izleyince aklıma yıllar önce trt2 de bir kısmını izlediğim onegin filmi geldi. bunu beğenen bunu da beğenirden hareket ederek indirip tekrar izledim. pride’a nazaran çok sessiz bir film onegin. puşkin’in bir şiirinden film yapılmış ve rusyada geçiyor. ancak karakterler britanya ingilizcesi konuşuyor : ) onegini boşverin de aşık olduğu kızı liv tyler oynuyor.
.
üçüncü film lacking’in tavsiyesi üzerine the new world oldu. türkçe dublajlısını indirdiğimi geç farkettiğim için o şekilde izledim. bu dört filmin en yavaş tempolusu the new world’dü. amerikanyaya gelen ingilizlerden kara kaşlı bir delikanlının pocahontas’a olan aşkını anlatıyordu. ikilinin sahneleri esas kızın yerlice, esas oğlanın ise ingilizce dışında bir dil bilmemesi nedeniyle biraz uçuktu. bu filmde christian bale oynuyor ve takdir edilesi bir role sahip. adam gibi adam : )
.
son film jane austen’in pride and prejudice isimli romanını yazdığı zamanlara denk gelen aşk hikayesini anlatan becoming jane idi. hikaye gerçek midir bilmiyorum ama güzel bir filmdi. esas oğlanı the king of scotland‘dan beğendiğim james mcavoy oynuyordu. anne hattaway ise jane austen rolünde the devil wears prada‘dakinden daha güzeldi.
.
sonuç olarak bir sıralama yap derseniz, başa becoming jane‘i koyarım sanırım. sıkmayacak kadar hareketli, baş ağrıtmayacak kadar da az sesli bir film çünkü. ikinci sıraya koyduğum pride and prejudice ise oldukça gürültülü bir film. çünkü ailenin annesi tam bir manyak. nefret etmemek elde değil. baba ise aklı başında bir karakter. aynı becoming jane’de olduğu gibi. jane austen pride’ı yazarken kendi ailesinden esinlenmiş olmalı. üçüncü sırada onegin var, bence hikayesi ve oyunculukları çok güzel. tek eksiği temposunun düşük olması. the new world de güzel bir film olmasına rağmen bu dörtlü içinde son sırada. çünkü çok fazla sessiz sahne var ve esas oğlan-esas kız arasında iletişim problemi söz konusu.
.
film yorumu yazmayı unutmuşun, idare ediverin : )
Dönüş - Volver
Kızım uyumayıp uyumayıp gece iki civarlarında sızınca benimde uykum kactı ve nezamandir izlenmeyi bekleyen volveri izledim ve takriben 4te yatabildim.
Bu kadar saat uykusuz kalmama değdi mi? Değmedi..
Film boyunca acayip gerildim,gerilim filmi izler gibiydim. Karanlıgın,tek olmamın ve de saatin etkisi de var tabii. Hele filmdeki kıpkısacık saclı kadın,acayip ürkünctü..
Filmde sacma sapan mide kaldıran aile ilişkileri vardı. Müzikleri anımsamıyorum, ama penelopenin soyledği guzeldi..
Arastırmadan yazıyorum, kesin ödül almıstır bu film..




