Ağu 23 2007
Eğlenceli bir filmdi.. Yine diyete girmek istedim.. Kıyafetler ayakkabılar hersey süperdi,insan imrenmiyor değil. Aslında tam da anlatılan buydu.. Marka düşkünlüğü ve yaşattıkları hatta dağıtıp yokettikleri..
Kızkıza izlemek daha mantıklı, erkekler beğenmiyor genelde.. Misal eşim çok saçma buldu :)
Ağu 19 2007
Merak etmeme değmedi, izlemesek de olurdu..
Charlize herzamanki gibi çok güzel sadece..
Bir de film boyunca , diyete karar verdim :))
Ağu 15 2007
Şu ana kadar izlediğim macera aksiyon filmlerinin en iyisi olmasa da iyilerinden biriydi.. Öncelikle Leanordo’nun büyümüş olması, hoştu.. Zira bebeto hallerine gıcık oluyordum..
Baştan sona aksiyon, kan , bir koşuşturmaca ve heyecan var.. Pek de ummadığım bir sondu, zira dokuz canlı Amerikalılar her savasın ortasından sağ cıkabilir.. AA unutuyorum, filmde Leonardu ABDli değil Afrikalı :)) Neyse filmin sonuna pek girmeyeyim.
Jennifer Connelly güzel kadın, “Akıl Oyunları”nda da çok beğenmiştim, “Sisler Evi”nde de…
Djimon Hounsou bu filmdeki performansı sayesinde bir çok ödül almış. Harikaydı zaten,almasaydı şaşardım..
143dk.lık super bir film, ayrıca en kısa zamanda müziklerini bulup indirmem lazım…
Ağu 14 2007
Filmin sonlarına doğru zevkle izlemeye başladım,zira başı oldukca sıkıcı geldi.. Yönetmen Clint Estwood , meğer
Mystic Rive ve
Million Dolar Baby filmlerinin yönetmeni de oymuş,dikkat etmemiştim izlerken…
Tam bir “
katsumoto” hayranı olaraktan, “Ken Watanabe bu filmde nasil acaba!?” düşüncesiyle aldım filmi.. Yanılmadım, şasırmadım yine karizmaydı ondan gayrısı da yalandı:)
Ağu 13 2007
Çizgi film izlerken dahi ağlayan insan evladı oldum çıktım…
winnie the pooh serilerini oldum olası severim, öyle ki universite yıllarında kaldıgım yurtta kahvaltıyı erkenden edip tvnin basına oturur izlerdim… (atvde her sabah cıkardı)
bu gec kalmıs bir izlence oldu, zira film eski baya.. Neyse bugünlere kısmetmiş..
Çocuk ve çizgifilm seven buyuklerin hosuna gidecek bir filmdi.. Seslendirmelere bayılıyorum.. Hele Bülent Kayabaş harika! (tigger ve winnieyi o seslendiriyor) Çocuk seslendiricilere extra hayranım zaten, nasil beceriyorlar falso vermeden anlamıyorum,maşallah yanii..
Koleksiyona bir film daha…
Ağu 12 2007

Vizontele tadında bir filmdi… Müzikler de hemen hemen aynıydı, filmde önemli yere sahip Kominist Enternasyonal Marşı hariç tabii..
Film boyunca gülüyorsunuz, sonunda ise gözleriniz nemleniyor.. Dedim ya vizontele tadındaydı…
beynelmilel hakkında sözlük söyle demiş, vikipedi ise şöyle…
Özgü Namal’ı Yedi Tepe İstanbul’dan biliyorum ozamandan buzamana çok da geliştirmedi oyunculuğunu..
Cezmi Baskın süperdi..
Türk sinemasında iyi şeyler oluyor artık, pek mutluyum…
Ağu 11 2007

Tam bir zaman kaybı.. Sıkıldım bunaldım hatta arada bırakıp karpuz kestim, kızımla oynadım felan..
Biraz Costantine‘ e benzetmeye çalışmışlar ya da ben öyle algıladım ama alakası yok , yanından geçemez: )
Nicolas Cage için almıstım ama değmezmiş. Nerde Yüzbaşı Corolli’nin Mandolini ve Melekler Şehri’ ndeki Nicolas Cage , nerde bu filmdeki alevler saçan bir iskelete dönmüş N.C.!! Dünya çapında tanınan aktör-aktrisler böyle abidik gubudik filmler de oynamamalı ya..
Tek kelimeyle, Berbat!
Ağu 10 2007
Her işinden kovulan ve bu yuzden duzenli bir hayatı olmayan ve yine bu yüzden cocugunu görememe durumuna gelmiş caresiz baba
Ben stiller(larry). Son anda müzede gece bekçiliği işini buluyor. Müze ilginç biraz, gece olunca tüm o varlıklar (Afrika hayvanları, Roma ordusu, kovboylar, Dinazor,hun imparatoru Atilla….) canlanıyor.
Bunlarla nasil basa cıkacagını öğreniyor ve ufak bir hırsızlık olayını engelliyor,mutlu son oğlu babasıyla gurur duyuyor felan..
Filmde ayrıca usta oyuncu
Robin Williams da var. Onu gorunce aklıma direk
jumanji geldi. Pek benzemiyolar ama canlanan varlıklar fikri, aklımda bu iki filmi yakınlaştırdı..
Özetle 102 dk.lık eğlenceli bir pazar günü filmi…
Bir de afişe bayıldım!
Ağu 06 2007
Kate Hudson’u “
Rising Helen” filminden sonra ’sevimli ve izlenebilir’ bulmaya başladım..
“Emma rolüyle acaba nasildir”, “ama eski bir filmi, ya kötüyse” diye düşünürken almış buldum kendimi..
Alex and Emma; Romantik komedi..
Konusu ilginç, Kübali tefecilere borcu olan ve 30 gün içinde bir kitap yazıp kitabın parasıyla borcunu kapatmak zorunda olan yazar Alex ve ona yazım aşamasında yardımcı olacak stenograf Emma’nin arasında gelişen aşk..
Bir yandan kitap yazılırken diğer taraftan ekranda canlanıyor olaylar, bu güzeldi mesela.. Emma kitaptaki hemen hemen herseye muhalefet ediyor ve zar zor bir kitap cıkıyor ortaya.. Tabii bu arada ask da baslamıs oluyor yazarla Emma arasında.. Emma kitapta bahsedilen yazarın asık oldugu kadının gercek hayattta var oldugunu öğrenince tartişip ayrılıyorlar ama merak etmeyin mutlu son.. O kadarını da izlemek gerek..
Uzun düz saclı Kate’i pek beğenmedim ona dalgalı ya da kıvırcık yakısıyor:)