iki hafta içinde izlediğim üçüncü edward norton filmi olan 25th hour‘da edwardım nortonum güzel abimin canlandırdığı biraz serseri, biraz kırgın, biraz kızgın, biraz adam-sendeci, biraz boşver-ne-önemi-varcı, fazlasıyla karizmatik monty karakterinin, normal şartlarda hiçbir ortak yanları olmamasına rağmen süper anlaştığı, çocukluktan beri arkadaşı olan yakın dostları, harbi insan, cesur borsacı, kibiri tavan yapmış frank ve temiz kalmak için otokontrolü hiçbir zaman ihmal etmeyen, sıradan insan, öğretmen elinsky ile, ve tabi es geçemeyeceğim sadık sevgilisi naturelle ile mahkeme süreci devam ettiği için bilgi veremeyeceğim nedenlerle hapse girmesine kalan son 25 saatini geçirmesi konu ediliyor.
monty’nin hapse girecek olmayı ölmekle eşdeğer görmesi nedeniyle arkadaşları, sevgilisi ve babası ile arasında geçen yer yer hüzünlü, yer yer coşkulu, herkesin gerçeği bildiği ama dillendirmeye cesaret edemediği saatler izleyiciyi de rahatlıkla coşturuyor, “vay be böyle arkadaşlar var mı hala” dedirtiyor. monty ve babasının filmin sonunu çizen yolculuğu ve babanın yaptığı konuşma, monty’nin boğazında düğümlenen kelimeler. baştan sona çok güzel geçen, kesinlikle izlenmesi gereken bir film..



27 Şubat 2007, 14:41
edward norton ile birlikte mi çalışıyorsun? ya da vcd satan biyerle anlaştın adamın elinde kalan filmlerinin reklamını yapıyorsun. neyse dvd ye çek kargo ile ödemeli gönder edward norton’a ait ne kadar film varsa.
05 Mart 2007, 22:22
ben bu film hakkında bi yerde iler igeri konuşmuş terbiyesizlik etmiştim. özür diliyorum. gerçekten. hayır hayır ağlamıyorum, gözüme toz kaçtı…
06 Mart 2007, 00:04
zararın neresinden dönülse kardır :)
12 Nisan 2007, 23:27
yoruma gerek yok…
wish list hit points: 4 of 3