the illusionist
küçük yaştan kulağın arkasından para çıkarma gibi sanatlara ilgi duymaya başlayıp eş zamanlı olarak zengin iş adamının kızına aşık olan bir marangoz çocuğunun hikayesi the illusionist. türk filmi gibi bir kurguya sahip olan filmde mantıklı bir açıklama getirmekte zorlanılacak sihirbatik (nası kelime uydurdum ama) gösteriler eşliğinde sadık sevgililer, kıskanç bir adam, gerçeğin peşinde koşan bir dedektif var. sokak lambalarının gaz ile yandığı, prenslerin düşeslerin bininin bir para olduğu zamanlarda geçiyor ve tahmin edilemeyecek bir sonla bitiyor.
edward norton‘un yine efendiliğinin üstünde olduğu, ama bu sefer beğendiğim oyunculuğunun yanında jessica biel vermişler bonus olarak. oyunculuklar filmin geçtiği zamana ve mekana ve konuya uygun. rahatsız eden birşey yok. temiz bir film yani. güzel de. ama vasat.
kuzenle izlemeseydim sıkılır mıydım bilmiyorum. gerçi o kadar sıkıcı bir film değil. yarattığı beklentiler var. şimdi ne olacak acaba felan diye izliyorsunuz. işte kuzenle film saatinden hatırladığım birkaç şey..
sofia_ make us disappear !
kuzen_ tövbe de !!
çocukluğunu bildiğimiz sofia’nın büyüklüğünü görünce..
kuzen_ bi türk şarkıcıya benziyo ama hatırlayamadım
filmin geçtiği zamandaki aydınlatma imkanlarının azlığı nedeniyle sürekli bir karanlık olunca..
kuzen_ hiç sabah olmaz mı burda?
yaklaşık on dakika sonra ..
kuzen_ kimdi yaaaa
sac_ burcu güneş
kuzen_ ha yaa tamam o işte



25 Şubat 2007, 20:40
yazın çelişkilerle dolu. filmlerden beklentilerinin ne olduğunu bilmemen, filmlere olan yorumlarını da etkiliyor. şimdi anladım durumu.
:)
25 Şubat 2007, 20:44
nasıl çelişkiler? illusionist’i süper bekliyordum ben. çünkü çok övdün. bi de fragmanını izletmiştin hani. beklentiler çok yükselince hayal kırıklığı büyük oluyor. gerçi hayal kırıklığına uğramış dğeilim ben. kötü demiyorum dikkat et, vasat diyorum. ya niye böyle yapıyosun yalan mı söyleseydim sen okucaksın diye. süperdi mi deseydim :p
25 Şubat 2007, 20:46
:)) ben çok övmedim yalançılık yapmaaa. güsel dedim, sevdim dedim. filmden beklentilerimiz örtüşmüyor, ondan temkinli konuşmam lazım. ben bir sokağın güzelliğine, kullanılan tonların softluğuna, bir bakışa, bir duruşa, bir mekana bile vurulabilirim. ve bu o filmi güzel yapar benim gözümde.
sana bir daha yorum yaparsam aha böle oluyum:p yani kötü oluyum:p
:))
25 Şubat 2007, 20:53
:)))
tahmin ediyorum neden sevdiğini. o açıdan bakarsak ben de sevebilirim. ama ben farklı değerlendiriyorum filmleri biliyosun. fight club’ı bilmem kaç kere izlemiş bir insanım. sen bitirememiştin hatırlarsın ;)
en sonda söylediğini duymadım :p
25 Şubat 2007, 22:23
fight club iyi ki var:ppp
olmasa mektubun, yazdıkların olmasaaa, kim inanırr senlee, ayrıldığımızaa!!!
:)
bunun gibi yani. iyi ki var bir fightın clubın:p
duyamassın tabi, ses efekti yok orda, gözlerinle okuman lasım:p
25 Şubat 2007, 22:34
okuyamadım işte. heeee. ayyy ne yazıyoki orda yaa. yazı mı varki orda :p
04 Nisan 2007, 00:15
[…] heyecan, birbiri ardına gelen merak unsurları ve gerilim ile çok güzel bir sihirbazlık filmi. the illusionist gibi sıkıp sıkıp sonunda şoke etmiyor, periyodlar halinde sürekli şaşırtıyor, hiç de […]