Oca 15 2007

doksanbeş

Yazar: sacidu

beyazlar, zenciler ve meksikalılar üzerine bir film crash. anthony bunu okusaydı beyazları ilk sırada yazmamdan dolayı bana kin kusardı. neyseki okumuyor. “god damn anthony de kim” der gibisiniz. muhtemelen michael’ın akrabası. evet, film biraz daha uzasaydı eminin michael’da çıkacaktı bir yerlerden. waaaaaaaaaalt diye bağıraraktan los angeles sokaklarını gezecek, beyazın teki evinin penceresinden kafasını uzatıp allah belanı versin micheal diye bağıracaktı. beyazın teki karakteri için ben talip olabilirdim. bu repliği benden daha coşkulu söyleyebilecek birini bulamazlardı.

filmden anladıklarım şunlar.. bi kere tüm zenciler michael değil. ama çoğunluğu sorunlu. oranlarsak yüzde doksan felan eder sanırım. alexandre mahone da bu tespiti yapıyor filmde. manyaksınız siz diyor. kendisi beyaz. ama onların da zencilerden aşağı kalır bir yanları yok. arada bir de meksikalı var. gerçi aslen meksikalı değilmiş ama konumuz bu değil. çinliler felan da giriyor işin içine. belki de taylandlılar. bunların hepsi birbirlerine ayar veriyor. otisabinin biri bin para. alem otisabi olmuş, gökten ayar yağıyor gibisinden bir durum.

sonra.. sonra film, davayı çözen fbi ajanının hoş bir müzik eşliğinde, “kahretsin bunu da çözdüm, dava dayanmıyor” diyen pis bakışlarla, tercihen yağmur altında yürümesi ve diğer karakterlerin nerede oldukları, ne yaptıklarının gösterilmesiyle son bulan diziler gibi bitiyor. misali ala without a trace ve cold case. ve hatta csi serisi. çözümlenen olaylar, yanlıştan dönen zenciler, zencilerin de insan olduğunu anlayan beyazlar ve yaralı ama mutlu taylandlılar. beklediğim böyle bir son değildi. sanırım “çok uzadı artık bitirelim” diye düşündüler. ya da kurguları tükendi. o saatte kurguyu nerden bulacaklar tabi. olduğu kadar diyip bitirdiler. oysa ne demiş büyüklerimiz? olukan olu. evet aynen öyle.